Usulsüz Simkart Değişikliği ile İnternaktif Bankacılık Sisteminde Dolandırıcılık ve GSM Şirketinin Bankaya Karşı Sorumluluğu

11. Hukuk Dairesi 2017/4652 E. , 2019/1536 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ …. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada … …. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06/02/2017 tarih ve 2014/1452 E. – 2017/99 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesince verilen …/07/2017 tarih ve 2017/423-2017/403 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili davacı bankanın … Şubesi müşterisi olan dava dışı ….’a ait SIM kartının kötü niyetli …. şahıslar tarafından sahte nüfuz cüzdanı ibraz edilmek suretiyle kopyasının çıkartılarak interaktif hesabına girilmesi ve rızası dışında havale yapıldığı iddiasıyla… …. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/169 Esas sayılı dosyası ile davacı banka aleyhine alacak davası açıldığını, açılan davanın kabulüne karar verilerek 60.400.-TL’nın 09/…/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davacı bankadan alınarak…’a verilmesine karar verildiği, söz konusu ilamın …. İcra Müdürlüğünün 2014/317 esas sayılı dosyasından icra takibine konu edildiğini, daha sonra takip konusu mahkeme ilamının kesinleşmesi üzerine icra takip dosyasına konu edilen borcun 128.476.- TL olarak davacı bankaca icra dosyasına ödendiğini, işbu davada diğer davalının … Tel A.Ş. olup, asli kusurun davalıda olduğunu ve bu nedenle dava dışı….a yapılan ödeme nedeniyle 132.889,55 TL’ye ulaşan davacı banka zararının rücuen davalı şirketten talep etmek zorunluluğunun olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin ve bayinin haksız fiilleri sebebiyle icra dosyasına ödenen tutar ve yargılama harç ve giderleri olmak üzere oluşan toplamda 132.889,55 TL tutarındaki davacı banka zararının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bankaya karşı işlenen dolandırıcılık eyleminin …/…/2009 tarihinde gerçekleştirdiğini, haksız fiile dayalı tazminat davalarının zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılması gerektiğini, davacının olayın oluştuğu 28/…/2009 tarihinde zarardan haberdar olmasına rağmen süresinde davayı ikame etmediğinden davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, ayrıca somut olayda davalı şirketin sorumlu tutulamayacağının kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit olduğunu, haksız fiile dayalı tazminat talebinde bulunulabilmesi için kusurun varlığının yeterli olmayıp, zarar ile eylem arasında uygun illiyet bağının varlığının gerektiğini, müvekkili şirket tarafından sunulan haberleşme hizmetinin, böyle bir dolandırıcılık eylemine sebep olamayacağının aşikar olduğunu, davacı şirket ile ne davacı bankanın ne de dava dışı
bankanın müşterisi arasında para transferlerinde cep telefonu ile onay verileceğine ilişkin her hangi bir sözleşmenin olmadığı gibi, davalı şirketin bu yönde bir güvenlik önlemine rızası da olmadığını, davalı şirketin SMS mesajları ile şifre iletilmesi ve para transferlerine ilişkin ne bir taahhüdü ne de bir onayı olduğunu, internet bankacılığı sisteminin bir bankacılık işlemi olup, davalı şirketin hiçbir şekilde tasarrufta bulunamayacağını ve sistemdeki aksamalardan sorumlu tutulamayacağının aşikar olduğunu savunarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı banka bir güven kurumu olup, müşterilerince kendilerine tevdii edilen mevduatı koruma ile yükümlü olup, bunu sağlamak için gerekli güvenlik önlemlerini almak durumunda olduğu, bu bağlamda interaktif bankacılık işlemleri sırasında şifre bilgilerinin üçüncü kişilerce ele geçirilmesini önleyecek bir güvenlik mekanizması oluşturması, kendi web sayfasından başka yerlere yönlendirmelere engel olması ve herhangi bir usulsüz işlemle karşılaştığında gerekli önlemleri almanın yanı sıra, mevduat sahiplerini de bilgilendirmesi gerektiği, dolandırıcılık yöntemlerinin engellenebilmesi için davalı banka tarafından güvenlik duvarları oluşturmak, kimlik belirlemede ek önlemler almak ve bu alınacak ek önlemlerde birbirini doğrulayacak şekilde birden fazla değişken bileşenlerin kullanılması gerektiği, yine davacı banka simkart değişikliklerinde de, bu değişikliklerin üçüncü şahıslarca hesap sahibinin kimlik bilgilerinin ele geçirilmesi yolu ile yeni bir hat alınması işlemlerinde de gerekli güvenlik önlemini almak durumunda olduğu, davacı tarafça her ne kadar zarar gören mudinin hesaplarında simkart değişikliği sebebiyle söz konusu işlemlerin yapıldığını ileri sürmüş ise de, davalının söz konusu simkart değişikliğine davacıya zarar verme yada davacının mudisinin hesaplarına girilme amacıyla bu değişikliği yaptığı ispat olunamadığı gibi, davacı banka tarafından simkart değişikliklerinde alınması gereken ek güvenlik önlemlerinin alınmaması sebebiyle söz konusu zararın meydana geldiği, dolayısıyla davalının eylemi ile doğan zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, meydana gelen zararın davacının bizzat kendi kusuru ve alması gereken önlemleri almaması sebebiyle oluştuğu gerekçeleriyle davanın subut bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesince, davacı banka ile davalı şirket arasında sim kart değişikliğinin bildirilmesine ilişkin bir protokol ve sözleşmesinin bulunmadığı, bankaların bir güven kurumu olarak faaliyet göstermeleri nedeni ile müşterilerince kendilerine tevdii edilen mevduatı korumakla yükümlü oldukları, internet bankacılığı üzerinden işlem yapan kişinin gerçek müşteri olup olmadığı konusunda kimlik doğrulaması için ek güvenlik önlemlerinin davacı bankaca alınması gerektiği, sim kartın yenilenmesinin kendisine bildirilmesi konusunda her türlü tedbiri almasının gerektiği, sms ile onay şifresi uygulamasına sms sistemin risklerinin araştırılarak buna göre bankanın uyguladığı sistemde gerekli her türlü tedbiri almasının özen yükümlülüğünün bir sonucu olduğu, davalı şirketin verdiği sim kartın dolandırıcılık eyleminde kullanılacağını bilmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla davalının eylemi ile doğan zarar arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, bu gerekçeye dayanan ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu ve aynı nitelikteki bir başka dosyada verilen red kararının Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 02/…/2015 tarih ve 2014/16532 esas 2015/13984 karar sayılı ilamı ile de onandığı gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacı bankanın müşterisine ait olan SIM kartın dava dışı kişiler tarafından kopyasının çıkartılması ve interaktif hesaba girilmesi suretiyle davacı bankanın zarara uğradığı iddiasına dayanan rücuen alacak davasıdır.
Mahkemece, davacı bankanın zararıyla davalının fiili arasında uygun illiyet bağı bulunmadığından bahisle dava reddedilmiş ve istinaf mahkemesince de davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Mahkemeye sunulan …/…/2016 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalı GSM şirketinin abonesi olan dava dışı ….’a ait SIM kartının, kötü niyetli üçüncü şahıslar tarafından sahte nüfus cüzdanı ibraz edilmek suretiyle kopyasının
çıkartıldığının, dolayısıyla kimlik doğrulaması bakımından gerekli özeni göstermeyen davalının da ortaya çıkan zararda kusurlu olduğunun belirlenmesine rağmen, ilk derece mahkemesince, ortaya çıkan zararda hem davacı bankanın hem de davalının kusuru bulunduğu gözardı edilerek, davalının fiiliyle ortaya çıkan zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi ve istinaf mahkemesince de davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, ….02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: www.yargitay.gov.tr

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*