BİLİMSEL ÇALIŞMALAR

İşyerinde İşçinin Üstünün Aranabilmesi

Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 7. maddesine ve  Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin 27. ve 28. maddelerine göre özel güvenlik görevlilerinin kontrol yetkileri sınırlı olarak belirlenmiştir. Kanun ile sınırı çizilen bu yetkiler, güvenlik ve koruma için x-ray cihazından geçirme ve detektörle arama önemleri ile sınırlıdır. “Üst araması” ise bu kapsama dâhil değildir. Üst araması ancak Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in 14. Maddesine göre genel kolluğun gözetim ve denetiminde yapılabilir.

Olağan yetkinin yoklama suretiyle kontrol yapmaksızın, teknik araçlarla yapılan aramaya dair olduğu anlaşılmaktadır. Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in 14/I hükmündeki “Görev alanında, … detektörle, x-ray cihazından geçirerek veya Kanunda belirtilen durumlarda gerektiğinde üst araması yapılabilir.” anlatımı bu kanıyı güçlendirmektedir.[1]

Kişiliğin korunmasının temel dayanağı olan Anayasanın “Özel Hayatın Gizliliği” ni düzenleyen 20. maddesinde “ Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.” denmektedir.

Medeni Kanun’un 23. maddesinde “kişilik hakkının kanuna ve hukuka aykırı olarak sınırlandırılamayacağı 24. maddede kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.” denmektedir.

Buna göre işçinin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biri olmadıkça, işçinin üstünün özel güvenlik görevlisi tarafından doğrudan aranması mevzuat açısından söz konusu olamayacaktır.

Doktrinde, işçinin, işverenin emir ve talimatlarına uygun davranması veya sadakat yükümlülüğü, işverene tanınan üstün bir yarar olarak değerlendirilmektedir.[2] İşverenin, işçinin sadakat borcunun bir parçası olarak üst aramasına rıza göstermesi gerektiğini iddia etmesinin kişilik haklarına müdahale edebilme anlamında her ne kadar yeterli olduğu düşünülse de, mevcut durumu daha da somutlaştırmak adına; üst araması uygulaması için işçinin rızasının sarih olarak alınmasının daha faydalı olacağı düşünülmektedir.

Keza, üst aramasına ve buna ilişkin düzenlemeye karşı rıza göstermeyen bir işçi, bu sefer sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle itham edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağı için, bu durumun, Medeni Kanun’un 23 ve 24. maddelerine ve Anayasa’ya  aykırılık oluşturacağını iddia edebilecek ve bu da iş akdinin, işçi tarafından haklı nedenle fesih sebebi sayılma ihtimali gündeme gelebilecektir.

Makul şüphe durumlarında özel güvenlik yetkililerince görev alanlarında üst aramasının yapılması ancak Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in 14. Maddesine göre genel kolluğun gözetim ve denetiminde yapılacaktır. Adli Önleme ve Arama Yönetmeliği’nde de düzenlemeler bu doğrultuda olmakla birlikte, iş bu bilgi notunun ilk paragrafında da belirtildiği üzere, özel güvenlik görevlileri kişilerin üstlerini ancak detektör, x-ray cihazından veya benzeri sistemlerden geçirme şeklinde kontrol edebileceklerdir.

Aynı yönetmeliğin  27. ve 28 maddesinde düzenlenen “durdurma, durdurma sonrası kontrol ve arama işlemleri” ve “karar veya yazılı emir üzerine üst ve eşya aramasının icrası” maddelerine göre, genel kolluk kuvvetlerinin üst aramalarında tabi olduğu sınırları çizilmiştir. Üst aramasının genel kolluk güçleri tarafından yapılmasına ilişkin düzenlenen böyle bir maddede dahi birçok sınırlamalar mevcutken, özel güvenlik görevlisi tarafından işçilerin üstünün doğrudan el yordamıyla aranması hukuka uygun bir koruma ve önleme tedbiri olarak olanaklı gözükmemektedir.

Doktrinde, işyerinde sürekli tekrarlanan hırsızlıkların “üstün yarar” ölçütüne dayanılarak arama yapmayı haklı kılacağı yönünde görüşler mevcuttur. [3] Yine doktrinde, İşçinin özel yaşamına müdahale içeren işveren uygulamasının, “üstün yarar” şeklinde yorumlanamasa da yeterli bir nedene dayanması gereği, bir koşul olarak ileri sürülmektedir. Bu tür hırsızlık olaylarının da yeterli neden olarak algılanmasını engelleyen bir koşul bulunmamaktadır.[4]

Fransa Çalışma Bakanlığı’nın 15 Mart 1983 tarihli işyerlerinde yapılacak aramalara ilişkin yönergesinde işyerinden sürekli ve sıklıkla eşyaların kaybolması nedeniyle yapılacak aramalarda işçinin aramayı reddetmesi halinde başvurulabilecek tek yolun, işçinin hırsızlık yaptığı şüphesi varsa, kolluk kuvvetlerine ihbarda bulunmak suretiyle sonuca ulaşılmaya çalışılması olduğu belirtilmektedir. (Sevimli, “İşçinin Özel Yaşamına Müdahalenin Sınırları, S. 263, Doktora Tezi, İstanbul, 2006)

Arama yapılırken işçinin aramayı yapan kişiyle yalnız bırakılmaması, işçinin rızası dışında arama yapıldığı iddialarının önüne geçilmesi ve aramayla bulunan şeyin onun eşyaları arasından çıktığının kanıtlanması bakımından yerinde bir önlem olacaktır. Aynı şekilde işyerinde işçiye tahsis edilen alanlarda yapılan aramalarda da, işçinin işyerinde bulunmaması halinde, kendi seçeceği bir çalışma arkadaşının bulundurulması aynı amaca hizmet edecektir. İşçinin arama sırasında üstünü çıkarması istenmemeli, ayrıca kendi cinsiyetine mensup kişiler tarafından aranmalıdır.[5] [6]

Av. Muratcan Bayraktar, LL.M.

 

[1] “Özel güvenlik görevlilerinin kontrol yetkileri” başlığını taşıyan Adli Önleme ve Arama Yön. m.21 hükmü incelendiğinde de, yetkinin, kimlik sormak, duyarlı kapıdan geçirmek, kişilerin üstlerini detektörle kontrol etmek, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirmek, şeklinde belirlendiği görülür. (“İŞÇİNİN ÖZEL YAŞAMINA MÜDAHALENİN SINIRLARI”, İstanbul, 2006, Sevimli, A.)

[2] Oğuzman, “Arama”, s.536;

[3] Süzek, İş Hukuku, s.275;

[4] Süzek, İş Hukuku, s.275; Ertürk, Temel Haklar, s.129.

[5] Adlî Ve Önleme Aramaları Yönetmeliği M.27-28.

[6] Kanada Energy and Chemical Workers, Local 11 v. Drug Trading Company and Druggists Corp. Ltd. Tahkim kararında “ …Arama posta değişimi sırasında herkese açık bir koridorda gerçekleştirilmiştir; şikâyetçiye herkesin önünde dolabı açtırılmış… daha sonra cüzdanı herkesin önünde aranmış ve herkesin gözü önünde ceplerini tersyüz etmesi istenmiştir. Süveterini beline kadar kaldırması ve pantolonunu çoraplarına kadar çekmesi istenmiş olsa bile, bunlar herkese açık alanda yapılmış ve şikâyetçinin özel yaşam hakkının çok ağır ihlalini oluşturmuştur” anlatımına yer verilmiştir.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Olanlar

To Top