Grup Şirketleri-Birlikte İstihdam-Muvazaa-Alt İşverenlik

DAVA : Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkeme, davanın kabulüne karar vermiştir.

Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davalı TAVSAN şirketine ait işyerinde, diğer davalı CİMTAV şirketi işçisi olarak çalıştığını, aslında ücretini TAVSAN şirketinden aldığını, işyerinde 15’e yakın paravan şirket kurulduğunu ve çalışanların bu şirketler üzerinde gösterildiğini, alt işverenlik bakımından da bir gereksinimi olmadığını kanuna karşı hilenin söz konusu olduğunu, muvazaalı işlem olduğunu, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı işverenler vekili, CİMTAV işçisi olduğunu ve 30’dan fazla çalışan bulunmadığını, bu nedenle fesihte sebep bildirme zorunluluğu olmadığını, CİMTAV şirketinin 03 nolu petrol iş kolunda kurulu ayrı bir işyeri olduğunu, burada plastik hammaddesi üzerinden tavuk kümeslerinde veya başka işlerde kullanılan malzemeler üretildiğini, TAVSAN şirketinin ise 13 nolu metal iş kolunda kurulu bir işveren olduğunu, kümes ekipmanları imal ve monte etmek işi yaptığını, TAVSAN şirketinin CİMTAV’dan malzeme aldığını, asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, ekte sunulan tavsan ile CİMTAV arasında fason mal üretimine dair sözleşmenin bunu gösterdiğini, TAVSAN şirketinin davada taraf sıfatı bulunmadığını savunmuştur.

Mahkemece, dosya üzerinden alınan bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının çalıştığı işyerinde davalı şirketlerle birlikte başka şirketler bulunduğu, bu şirketlerin adreslerinin, kurucularının yönetim kurulu üyelerinin ve yetkililerinin aynı olduğu, aynı şahısların yönettiği, işyerinde tüm çalışanların aynı şekilde çalıştığı, çalışanların değişik şirket çalışanları gibi gösterildiği, zaman zaman şirketler arasında işçilerin kayıtlar üzerinde geçişlerinin yapıldığı, şirketlerin aynı işi yaptıkları, muvazaalı olarak kuruldukları, genel olarak işyerinde yapılan işin bir bütün olduğu, Tavsan şirketinin aldığı malzemeler için diğer davalı şirket CİMTAV şirketine fatura kesmesinin sonuca etkili olmadığı, muvazaalı işlem nedeni ile davacının TAVSAN şirketi işçisi olduğu, fesih bildiriminde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca yazılı bildirimde bulunulmadığı, feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile, davalı CİMTAV şirketi yönünden davanın husumet nedeni ile reddine, diğer davalı yönünden ise kabulüne karar verilmiştir.

Somut olayda uyuşmazlık, işyerinde 30 işçi olup olmadığı ve davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı, ayrıca davalılar arasında birlikte istihdam olgusu bulunup bulunmadığı, davalılara arasındaki fason sözleşmesinin asıl alt-işverenlik ilişkisi verip vermediği, varsa bu ilişkinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacının iş sözleşmesinin feshinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesinde yazılı bildirim usulüne uyulmadığı ve fesih nedeninin bildirilmediği tartışmasız durumdadır.

İşyeri kayıtlarına göre davacı işçi, işe girdiği tarihten itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesi ile davalılardan CİMTAV işçisi olarak çalışmıştır. Davalılar arasında fason mal imalatına dair sözleşme sunulmuş, bu sözleşmenin asıl alt işveren ilişkisi taşıyıp taşımadığı, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6-7 maddesi anlamında muvazaa olgusu içerip içermediği araştırılmamıştır.

Öte yandan dosya içinde bulunan kayıtlara ve davacı tanık anlatımlarına göre davalı şirketlerin aynı işyerinde faaliyet gösterdikleri izlenimi edinilmektedir. Ticaret sicil kayıtlarından davalı şirketler dışında başkaca şirketlerin de aynı yerde mevcut olduğu, ortaklarının aynı kişiler göründüğü anlaşılmaktadır. Bahsi geçen şirketler arasında muvazaalı şekilde işçi istihdamına gidildiği mahkemece kabul edilmişse de, konunun dosya üzerinden hukukçu bilirkişi incelenmesi ile çözümü doğru olmaz. İşyerinde hukukçu, işletmeci işkollarından anlayan bir mühendisten oluşan bilirkişi heyeti ile keşif yapılmalı ve davalı işverenler, hatta işyerinde kurulu diğer şirketler arasındaki ilişki açıklığa kavuşturulmalıdır. İşyeri veya işyerlerinin fiziksel durumu ve fiili çalışma olgusu da mahallinde yapılacak inceleme sonucu bilirkişi heyeti tarafından değerlendirilmeli ve birlikte istihdam yada asıl işveren alt işveren olgularının bulunup bulunmadığı, asıl işveren alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı araştırılmalıdır. Yine davalı şirketlerin farklı işkollarında kurulu olmalarının sonuca etkili olup olmadığı tartışılmalıdır.

Gerçekten de, özellikle gurup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimi olan birlikte istihdam şeklindeki çalışmada, işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermektedirler. Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketler, aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini işverenlerin tamamına karşı yerine getirmektedir. Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı binanın girişinde verilen güvenlik hizmetleri, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olması buna örnek olarak gösterilebilir. Bu gibi bir ilişkide, işçi ile işverenler arasında tek bir iş ilişkisi vardır ve 30 işçi kıstasında tüm çalışanların, bir başka anlatımla tüm grup şirketlerindeki işçilerin toplam sayısının dikkate alınması gerekir.

Davalı işverenler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu belirlenmesi halinde, 4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesi hükümleri çerçevesinde muvazaalı bir durum olup olmadığı değerlendirmeli, buna göre iş güvencesinden yararlanma için gerekli olan 30 işçi sayısı ile işe iade hükmünün hangi işveren üzerinde kurulması gerektiği konuları ele alınmalı ve bu yönde bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yarg. 9. HD. 29.1.2007 T., 2006/29351 E.-2007/1018 K.
T. 29.1.2007

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*