AVUKATLIK HUKUKU

Avukatlık Sözleşmesinin Tek Yanlı Sona Erdirilmesi ve Avukatlık Ücretine Etkisi

Avukatlık Sözleşmesinin Tek Yanlı Sona Erdirilmesi ve Avukatlık Ücretine Etkisi
Doç.Dr.Özcan Günergök

Vekalet sözleşmesinin özel bir görünümü olan avukatlık sözleşmesinde, müvekkilin azil, avukatın da istifa hakkı kullanılmak suretiyle, tek yanlı irade beyanıyla taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sona erdirilebilmektedir. Gerek azil, gerekse istifa baştan peşinen feragat edilemeyen haklardır. İstifa ve azil halinde avukatın ücrete hak kazanıp kazanmadığı istifa ya da azlin haklı olup olmadığına göre belirlenecektir. Avukat istifa etmekte haklı ise, müvekkil azilde haksız ise avukat ücrete hak kazanacaktır.
Avukatın haksız azli, avukatın kusur veya ihmaline dayanmayan, tamamen iş sahibinin takdirinde olan sebeplerden kaynaklanan ya da iş sahibinin keyfi nedenleri ile gerçekleştirilen azildir (KARATEKE, Songül: Avukatlık Sözleşmesinde Ücret, Ankara 2006, s. 130). Haksız azil halinde iş sahibi ortada haklı bir neden bulunmaksızın avukata güvenini kaybetmekte yahut başka bir avukat ya da iş takipçisi ile veya bizzat kendi başına işi çözmek istemektedir (KARATEKE, s. 130).
Azlin geçerli olması bakımından vekil eden herhangi bir sebep bildirmek zorunlu olmamakla birlikte, Yargıtay’ın azil halinde neden gösterilmemiş olmasını haksız azil olarak değerlendirdiği kararlarına rastlanmaktadır (Yarg. 4. HD. 22.12.1976 T.-1976/2850 E.-1976/11209 K. sayılı kararı (YKD, 1978, S. 10, s. 1633). “Görülen lüzum” şeklinde azil gerekçesi de haksız azil olarak görülmektedir (Yarg. 13. HD. 25.05.1974 T.-1974/1288 E.-1974/1290 K. sayılı kararı (YKD, 1974, S. 3, s. 366).
AK. m.174’e göre, üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret isteyemez ve aldığı ücreti geri vermek zorundadır. Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.
Yasa koyucunun temel çıkış noktası bir “haklı sebep” olup olmadığıdır. Gerek istifa, gerekse azilde haklı sebebin bulunup bulunmadığına bakılacak, avukat istifa etmekte haklı ise, ücrete hak kazanacaktır. Aksi halde ücret isteyemeyeceği gibi, peşin aldığı ücreti de müvekkile iade edecektir (AK. m.174/I). Müvekkil cephesinden bakıldığında, azil hususunda müvekkil haklı ise, avukata bir ücret ödemek zorunda olmayacak, aksi halde avukata tam ücret vermek zorunda kalacaktır (AK. m.174/II) (GÜNERGÖK, Özcan: Avukatlık Sözleşmesi, 3. Bası, Yetkin Yayınları, Ankara 2013, s. 173-174).
Azil ve istifanın ne zaman haklı olacağı konusunda genel bir kural koymak mümkün değildir. Somut olayın şartları değerlendirildiğinde taraflar arasında güven ilişkisinin zedelendiğinin kabul edilebildiği hallerde, azil veya istifanın haklı olduğu söylenebilecektir (GÜNERGÖK, s. 174). Avukatın uzunca bir süre davayı takipsiz bırakması (Yarg. 4. HD. 18.12.1970 gün E. 8436-K.9466; KAÇAK, Nazif: Yargı Kararlarıyla Avukatlık Kanunu ve İlgili Mevzuat, Ankara 2001, s. 52), tarafların birbirlerine hakaret etmesi, müvekkilin avukata gerekli masrafları vermemesi, gerekli ispat araçlarını teslim etmemesi, karşı yanın vekaletini kabul (Yarg. 4. HD., 04.01.1973 T., 1972/4786 E.-1973/614 K.), avukatın paraları kendi adına alıp zimmetine geçirmesi (Yarg. 4. HD., 09.11.1973 T., 1973/10609 E.-1973/9207 K.), dava ve icra işlerinin haklı neden olmaksızın uzunca süre takipsiz bırakılması (ÖZKAYA, Eraslan: Vekalet Sözleşmesi ve Kötüye Kullanılması, Ankara 2005, sh. 707; GÜNER, Semih: Avukatlık Hukuku Genişletilmiş 4. Baskı, Ankara 2009, s. 308), zamansız dava açarak zarara neden olmak (Yarg. 13. HD., 01.11.2005 T., 2005/9611 E.-2005/16246 K.) vs. gibi hususlar haklı neden oluşturabilecektir. Avukat ile iş sahibi arasındaki her türlü görüş ayrılığı istifa ya da azil konusunda haklı neden oluşturmaz. Önemli olan ihtilafın ne olduğundan ziyade, taraflar arasındaki güven ilişkisine zarar vermiş olup olmadığıdır (GÜNERGÖK, s. 174, dn. 562).
Azil veya istifanın hangi aşamada gerçekleştiğinin bir önemi bulunmamaktadır. Avukatlık sözleşmesinin kurulmasını müteakip, avukat henüz işe başlamamış dahi olsa, o ücretini talep edebilecektir (SARI, Suat: Vekalet Sözleşmesinin Tek Taraflı Olarak Sona Erdirilmesi, İstanbul 2004, s. 195; SUNGURTEKİN ÖZKAN, Meral: Avukatlık Mesleği, Avukatın Hak ve Yükümlülükleri, Barış Yayınları, Genişletilmiş 2. Baskı, İzmir 1999, s. 214; YALÇINDURAN, Vekalet Sözleşmesinde Ücret, Ankara 2004, s. 256; GÜNER, s. 309).
Davanın hangi aşamada olduğunun, hatta herhangi bir işlemin yapılıp yapılmadığının ise hiçbir önemi bulunmamaktadır. Bu bakımdan avukat adına vekaletname çıkarılmamış olması veya vekaletname çıkarılmasından kaçınılması dahi iş sahibini ücret ödemekten kurtarmaz” (GÖKYAYLA, K. Emre: Avukatlık Sözleşmesinin Avukatın Azli ve İstifasıyla Sona Ermesi, Ankara 2007, s. 91).
Avukatın ücrete hak kazanabilmesi için hangi aşamada görevi üstlendiğini bir önemi bulunmamaktadır (Yarg. 4. H.D., 01.06.1971 T., 1971/2548 E.-1971/5407 K.). Hangi aşamada katılırsa katılsın avukat ücretin tamamına hak kazanır (GÜNER, s. 309).
Haksız olarak azledilen avukat yukarıda belirtilen sözleşme gereği mahkemece belirlenecek olan ücretin yanısıra yargılama gideri mahiyetindeki vekalet ücretini de talep edebilir. Yargıtay uygulaması (Yarg. 3. HD. 25.12.1973, 5501/5186; Yarg. 13. HD., 20.04.1992 gün E. 1164-K. 1263) ve öğretideki hakim görüş bu yöndedir (GÜNERGÖK, s. 175-176; AYDIN, Murat: Avukatlık Ücreti, 4. Baskı, Ankara 2007, s. 113; UYAR, T., 1136 sayılı Yeni Avukatlık Kanunu Karşısında Avukatlık Ücreti, İBD 1971/5-6, s. 430-431; GÜNER, s. 311).
AK. m.174 hükmü, avukatın azli halinde ücretin tamamının verileceğini düzenlemiştir. Bu halde artık davayı takip etme imkanı bulunmayan avukat ücretini talebe hak kazanır. Haksız azil ile avukatın ücret alacağının muaccel olacağı kabul edilmektedir (GÜNER, s. 309; MÜDERRİSOĞLU: Avukatlıkta Vekalet ve Ücret Sözleşmesi ve İçtihatlar, Ankara 1974, s. 498-490).
Avukatlık ücreti sözleşmede kararlaştırılmış ise, sözleşmede belirli olan tutar avukata ödenmelidir. Avukatlık ücreti sözleşmede kararlaştırılmış ise, sözleşmede belirli olan tutar avukata ödenmelidir. Ücretin sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde ücreti belirleyen AK.m.164, f. 3 ve 4 hükümlerine bakılacaktır. Söz konusu hükme göre, “(…) Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir (f. 3).
Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır. Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir (f. 4)”. Kanunun lafzına bakıldığında değeri para ile ölçülebilen işlerde davaya konu işte davanın kazanılan bölümü dikkate alınmakta ve müddeabihin ilamın kesinleştiği tarihteki değeri avukatlıık ücretinin hesabında esas alınmaktadır. Öğretide ifade edilen bir görüş, “avukatın haksız olarak azlinde, 5043 sayılı Kanun ile değişik 164/4. maddesinde belirtilen ilamın kesinleşmesinin beklenmesi gerekmeyecektir. Zira, avukat haksız yere azledilmiş ve davayı takipten mahrum bırakılmıştır. Bu durumda dava iş sahibinin lehine sonuçlanmış gibi düşünülerek ücret belirlenmelidir. Aksi düşünce henüz davanın başında azledilen avukatın, yıllar sonra bitecek bir davanın sonucunu beklemesi sonucunu doğurur ki bu durumun yasanın genel yapısına uygun olmadığı kanaatindeyiz” demek suretiyle bu halde ilamın kesinleşmesinin beklenmeyeceğini savunmaktadır (AYDIN, s. 113). Gerçekten de Avukatlık Kanunu 164. maddesinde normal şartlar altında sona eren avukatlık sözleşmesini dikkate alarak kesinleşmiş yargı kararını esas almıştır. Oysa haksız azil halinde artık taraflar arasındaki ilişki sonlanmış olup, avukat artık ücretini talep etme hakkını kazanmalıdır. Ancak avukatın bu halde ücret talep edebilmesi için davanın sanki kazanılmış gibi değerlendirilmesinden ziyade, hakimin avukatın haksız olarak el çektirildiği ya da haklı nedenle takibi bıraktığı davayı farazi yargılama yaparak bir sonuca ulaştırması ve buna göre ücreti belirlemesi mümkün olmalıdır.
Yargıtay kararları taramalarımızda Yüksek Mahkemenin bu konuda verilmiş herhangi bir kararına rastlanmamıştır.
Azlin haklı olup olmadığı konusunda ispat yükü iş sahibine düşer. Avukat azlin haksız olduğunu ispat etmek zorunda değildir (GÜNER, s. 308). Aksine iş sahibi azlin haklı olduğunu ispat etmek zorundadır. Azlin haklı olup olmadığı konusunda tanık dinlenebilir (GÜNER, s. 308; Yarg. 4. H.D., 04.01.1973 T., 1972/4786 E.-1973/61 K.; Yarg. 13. H.D., 2.7.2013 T., 2012/13532 E.-2012/17089
K.).
Özetlemek gerekirse; azil sebebiyle avukatın ücrete hak kazanabilmesi için azlin haksız olması gerekir. Azlin haklı olduğu iş sahibi tarafından ispat edilmek zorundadır. Haksız yere azledilen avukatın ücret alacağı muaccel hale gelir ve gerek sözleşme gereği ödenmesi gereken ücrete ve gerekse yargılama gideri mahiyetindeki vekalet ücretine hak kazanır.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler Olanlar

To Top